Genç İşçi Buluşması'da Emek Göçü Tartışıldı (3.gün)
09/06/2008
“Dünya Genç İşçi Buluşması 2008 / Türkiye” organizasyonunun 3. günü “Küreselleşme sürecinde uluslararası emek göçü ve ırkçılık” başlıklı panelle başladı.
Birleşik Metal-İş Sendikası Uluslararası İlişkiler Uzmanı Elif Sinirlioğlu'nun kolaylaştırıcılığını yaptığı panele konuşmacı olarak Ver.di Sendikası Örgütlenme Uzmanı Orhan Akman, Sosyolog Fatma Coşkun, ODTÜ İİBF Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi’nden Prof. Dr. Mehmet Okyayuz katıldı.
İlk konuşmacı olan Mehmet Okyayuz ‘Almanya ve AB ülkelerindeki göçmen işçilik ve ırkçılık sorunu’ çerçevesinde gerçekleştirdiği konuşmasında ‘resmi ırkçılığı’ sürdürmenin fiziksel özelliklerinin iki biçim halinde görüldüğünü söyleyerek bu biçimleri; “Almanya’nın göç ülkesi olduğunu kabul etmemesi” ve “Alman devletinin çifte vatandaşlığı kabul etmemesi” olarak ikiye ayırdı. Okyayuz, göçmen işçilerin entegrasyon sorununun özü itibariyle etnik değil sosyo-ekonomik olduğunu söyledi.
Göçmen işçiler grevlere katılıyorlar
Almanya Ver.di Sendikası Örgütlenme Uzmanı Orhan Akman ise Almanya'da ve özellikle de Münih'te yaşananları aktardı. Almanya'ya göç eden bir çok insanın geri dönme hayalini kurduğunu fakat sosyoekonomik nedenlerden kaynaklı bunun gerçekleşemediğini söyleyen Akman, kendisinin de aynı nedenlerden dolayı 40 yıldır Almanya'da yaşadığını söyledi. Yabancıların seçme seçilme haklarından mahrum bırakıldığını ve bunun kategorileştirildiğini aktaran Akman, "Ben Münih'te oturuyorum. Orda bir milyon 400 bin kişi yaşıyor. Fakat bunların 3'te biri yabancı. Burada yaşayan insanlar, Alman vatandaşı, Avrupa Birliği ülkeleri vatandaşı ve Avrupa Birliği dışından gelen ülkelerin vatandaşı diye kategorileştiriliyor. Tabi Avrupa Birliği dışından gelen ülke vatandaşlarının seçme seçilme hakkı yok. Diğer yandan yine Alman'da seçme seçilme hakkına sahip olmak istiyorsan Alman kanı taşıman gerektiği belirtiliyor. Fakat şöyle bir gerçeklikte var ki, yabancılar Almanya'da olmasaydı orada gerçekleştirilen grevler başarısız olurdu" diye konuştu.
Sosyolog Fatma Coşkun ise emek göçü ve ırkçılık sorununu Mersin'den Kıbrıs’a göç eden işçiler ile ilgili yaptıkları aratırmanın sonuçlarıyla ele aldı. Coşkun, Kıbrıs'a en çok göçün Doğu ve Güneydoğu illerinden yapıldığını ifade etti. Özellikle enformel emeğin Kıbrıs'a 1990 yıllarda başladığını 2000'li yıllarda ise hız kazandığını aktaran Coşkun, giden işçilerin daha çok valizciler, inşaat ve narenciye işlerinde çalıştığını aktardı. Göçün bir çözüm yolu Kıbrıs'ın ise umut mekânı olarak görüldüğünü söyleyen Coşkun, Kıbrıs'ta görüştükleri işçilerin büyük bölümünün ise sosyal haklardan mahrum oldukları ve Türkiye'de iş istihdamının olmayışı nedeniyle bu zorluğa katlandıklarını ifade ettiklerini söyledi.
Neoliberalizme karşı mücadele yükseliyor…
Moderatörlüğünü Metin Yeğin’in yaptığı ve Latin Amerika’dan katılımcıların yer aldığı öğleden sonraki bölümde; konuşmacılar kendi ülkelerindeki mücadele deneyimlerinden örnekler vererek IMF ve DB’nin dayattığı sosyal yıkım saldırılarına karşı yükselen mücadeleyi aktardılar, deneyimlerini paylaştılar. Şili’den gelen Karina Pena ve Margarita Pena, ülkelerinde geçmişten bugüne tanık oldukları siyasal baskı ve terörü anlattılar ve kapitalizme karşı birlikte mücadele verme çağrısında bulundular. “Yaşasın sosyalizm, yaşasın devrim, yaşasın işçi sınıfı!” diyerek konuşmasını noktalayan Pena, işçi sınıfının elindeki tek gücün dayanışma olduğunu belirtti.
Arjantin ve Brezilya’dan fabrika işgalleri deneyimi…
İlk bölümün son iki konuşmacısı ise Arjantin’den Chilavert İşgal Fabrikası Delegesi Diego Quintero ve Brezilya’dan Brezilya İşgal Fabrikaları Delegesi Placido Penarrieta oldu.
Flasko isimli matbaa fabrikasının, patron tarafından “zarar ediyor” gerekçesiyle kapatılmak istenmesine karşı 2003 yılında başlattıkları fabrika işgali deneyimini paylaşan Brezilyalı Penarrieta direnişleri sonucunda yaşadıkları başarıyı aktardı.
Latin Amerika’dan mücadele deneyimleri Venezüella, Brezilya ve Bolivya’yla konukların konuşmalarıyla devam etti. Brezilya’dan Topraksız İşçi Hareketi Delegesi Henrique Marinho, yine Brezilya’dan İşgal Fabrikaları Delegesi Pedro Alem Santinho, Bolivya’dan Moies Torres Veizaga ve Venezüella’dan SİDOR Delegesi Jean Marcos kendi deneyimlerini diğer işçilerle paylaştılar.
Marcos; Venezüella’da devam eden sürecin ilerletilmesinin gerekliliğine vurgu yaparak "Ancak daha çok yolumuz var, Devrimi itmeliyiz!” sözünün altını çizerek konuşmasını sürdürdü. Diğer konuşmacılar da Latin Amerika ülkelerini saran mücadeleden örnekler vererek dayanışmanın önemine vurgu yaptılar.
Kampın 3. günü akşam sahne alan Fuat Saka'nın renkli ve coşkulu konseriyle sona erdi.
